5 Ağustos 2013 Pazartesi

kapsama alanım ve ben vol 3 (eyrıleamammmmmm)

yer: namık kemal dinlenme tesisleri. herşey özge ile kutsal mekan Şarköy'e doğru yola çıkmamızla başladı. Şarköy seyahattan aldığımız biletle mütevazi yolumuza koyulduk. koltuktaki ekranlarımızda izlemeye değecek filmler aramaya koyulduk. her filmden 5 er 10 ar dk izledikten sonra baydık. Tam bu sırada işte beklediğimiz tam anlamıyla gerçekleşemesede (kobras dinlenme tesislerini istemiştik) mola yerine vardık. Özge 'abi ben siğdirmeye gidiyorum' dedi. Bende sigara içmek için rastgele bir masaya oturdum. Lakin çakmağım yoktu. Yanımdan geçen yine rastgele bir garsondan çakmak istedim. Adam bi diz çökmediği kalmış şekilde iki eliyle tuttuğu çakmağı evlenme teklifi ederken tutulan tek taş yüzük gibi takdim etti bana. Napıcağımı şaşırdım ama el mahkum aldım çakmağı. Özge geldi karşıma oturdu ve birer çay söyledik. Telefonumdan Check in yapmaya çalışırken bana çakmak takdim eden zad yanımıza geldi. 'o telefon you tube a giriyor mu?' diye sordu. Biraz da başımdan savmak için internete girdiğini  ama you tube un açılmadığını söyledim ancak hiç söylememişim gibi ' yaz ozaman Nezir.. ' dedi. Anam dur google ı açayım dedim ve tekrardan bana 'Nezir...' dedi. Abi dedim dur bi açılsın sayfa Özge'de durumu hemen çakozlayıp 'sizin isminiz mi? Şarkı mı söylüyorsunuz' dedi. Haksız bir gururla gözleri kapalı bir şekilde başını salladı ve dediki 'yaz Nezir...' yazdım ancak sonuç olarak did you mean elizabeth kıvamında bişey çıktı. Özge ile küçük bir kıkırdamadan sonra youtube a girmeye karar verdim. Ve yazdım Nezir... 'Yenises' dedi. 'yaz ayrılamam'. İç burkan bir intro girdi şarkıdan önce. Başımı sessizce öne eğdim, içmek için ağzıma götürdüğüm çay bardağını ısırmaya başladım çaresizce. Özgeye bakamıyordum. Küçücük bir bakış bile gözlerimin yanlarında birikmiş yaşların seller gibi akıp derya deniz olmasına, ağzımın gülmekten krater gibi yırtılmasına sebep olabilirdi. Cesaretimi topladım Özgeye baktım. Sarsılıyordu. İşte tam o sırada Eyrıleamammmmmm diye şarkıya girdi. nasıl bir kahkaha koptu bilmem ama gülmekten başım döndü, gözümden akan yaşlardan makyajım bozuldu. Nezir Bey ehe ehe diye tebessüm edip uzaklaştı yanımızdan. Abiiiiiiiiii one lannnnn oneeeeeee.... diye kaldık. Daha ilk şoku atlatamadan elinde 4 tane fotoğraf albümüyle geldi yanımıza. Ben çok ünlüyle fotoğraf çekildim bakın diye tek tek göstermeye başladı. Müslüm Gürses'in mezarında çekilmiş fotosu bile vardı. Ama içlerinden biri canebimden vurdu. Küçük İbo. Fotoğrafta K.İbo yu uykusundan yeni kaldırmış ve daha toplamadığı Döşeğinde anında fotoğraf çekilmişti. Gafil avlamış çocukcağızı. Bize zorla çay ısmarladı. Ve başladı konuşmaya 'Müzik sektörü zor. Ama ben bir ev aldım başımı sokacak. Burdada 20 yıldır çalışıyorum ssk primlerim dolmak üzere. Ben hiç evlenmedim. Birini sevdim ama bana vermediler.Evli başka birine verdiler. Evlenmeyi çok isterim' ve sonra özgeye döndü 'bacım sen ne iç yapıyon?' Özge 'ben psikoloğum' dedi. ama Nezir bey anlamadı.'Hemşire gibi bişi mi?' dedi. yok dedi özge psikoloji mezunuyum psikoloğum. nezir bi türlü konduramadı biyere 'doktor mu?' dedi. Özge açıklamaya çalışsa da artık gözünde bir doktordu. Bana döndü 'ya peki sen?' en basit tabiriyle hostesim dedim. 'Hangi arabada' dedi. Yaşanan o bir saniyelik sessizlikte İstanbuldan Şarköy istikametine giden Şarköy turizm yolcuları kalmasın anonsu duyuldu. Çantamı almak için eğildim. Kalktığımda ise Özgenin benim masadaki varımı yoğumu bile kucaklamış can haliyle 'abi topukla' dediğini duydum. Arkamıza bile bakmadan kaçtık. Birsüre sessizlik yaşandı.Ben bozdum sessizliği 'abi bunu eceme anlatmalıyız'........ şimdi tekrar düşünüyorumda tam 3 otobüs vardı ve her otobüste aşağı yukarı 50 yolcu. Ana baba günü olan o mekanda neden kurban bizdik? onca insan arasında neden bizi şeçti? Bu hayatımızın sonuna kadar gizemini koruyacak belkide ama Nezir Yenises i asla unutturmayacak.

24 Temmuz 2013 Çarşamba

Hint fantezisi

Delhi. Çoğu insan için merak edilen bir yerdir. Benim deliye 2. Gelişim ama hala gezme fırsatı bulamadım. Sadece uyumak ve duş almak için vaktim var. Bir otel odasında kalıyorum. Ülkenin genelinde olduğu gibi odamda da kekremsi bir koku var. Oda bir cam ile ayrılıyor. Öyle puslu bir camda degil. Camla ayrılan bölge odanın banyosu. Duş alırken de başka ihtiyaçları görürken de odanın tamamını izleyebiliyorsunuz. Duş alan seksi avratları yatağın içinde bir el uckurda rahatça izleyebilirsiniz. Yada klozete oturmuş bir şekilde partnerinizle göz göze gelebilirsiniz. Odada tek olmama rağmen huzursuz oluyorum yahu. Insan puslu yapar bari camı.  Bide odanın diğer ucunda ayna var. Partner olmasada narsistçe kendinizi dikizleyebilirsiniz.  Hey allahım

22 Temmuz 2013 Pazartesi

vol 2 ( Biz bir çift değiliz)

Neden bilmem ama ismini saklıcam :) x diyelim. Yıl 2005 yer bakırköy.  x le orda tanistim. Ancak allah ona tip konusunda pek acimamis.  beni msn den ekledi. Kutsal mekan şarköy de manadağında oturmuş internette takılırken yazmaya başladı bana ilk.
Gelecek haftada doğum günüymüş ve bana doğum gününü geçirmek için sarkoyun ideal bir yer olup olmadığını sordu. Tam bir şarköy tutkunu olan ben anında atlayarak şarköy övmelerine başladım. Aradan geçen 1-2 gün sonra  bana Msj geldi. "Sarkoyde meydandayim.  Gelsene" doğum günü olan bu insanı kırmayıp gittim. Yanında yaveri meydanda sap gibi bekliyorlardı. Yanlarına gittiğimde beni yaverine "bak bu benim sevgilimelif. TTanıştırayım" dedi. Anammmm! ? Ihtimal yok...  yaverinin yanında bozmadim ancak hayatımdan 1 yıl çalındı o dakika.
Istanbula döndüm ilk işim durumu tartışmak olacaktı. Ama ne mümkün.  Tanıştırıldığım insan sayısı arttıkça kesip atması zorlaştı.
Günlerden birgün taketti canıma ve aldım karşıma. Dedim bak x ciğim biz bir çift değiliz , arkadas bile değiliz buna son ver. Nerden çıkardın sevgili oldugumuzu?
Aldığım cevap ise " ben sana sarkoye geleyim mi diye sordum evet dedin" oldu. Eee? Eesi çıkma teklifime evet dedin yani.... aman yarabbi skandal!? Izah ettiğim herşeyi reddetti.  Biz bir çift değiliz dedikçe iliskimize zarar veriyorusun dedi. En sonu da çözümü ayrılalım demekte buldum. Böylece hiç sevgilim olmayan adamdan ayrıldım.
Burda bitti demeyi isterdim ancak bitmedi. Barışalım diye msn imi hackledi.  Bunu yapan adam neredeyse 30 yaşında ama ruhu ergen. Tuylerimi diken diken yapan bu adamı bir daha görmemek adına msn adresinden bile vazgeçtim. Hala adı bile aklıma geldiğinde küçük bir ürperme alıyor beni...

21 Temmuz 2013 Pazar

vol 1 (fikiiiiii fikiiiiii)

kutsal mekan Şarköy'de geçen olaylardan biri. annem ile Çanakkale şehitliğe gittik. bir otobüs dolusu amca ve teyze arasında nasıl bir hata yaptığımı tekrar ama tekrar düşünüyordum. Her yeri gezdik. Konusuna gayet hakim bir rehber tarafından gezdirildik. Nihayetinde hediyelik eşya bölümünde durduk. Ivır zıvırlara bakarken benimle aynı kaderi paylaşan ama bundan zerre rahatsızlık duymayan almancı akranım geldi yanıma. 'Merhaba! Ben Emre. Tanışabilir miyiz?' İyi Elif bende..... Yol boyunca annemin ısrarlarıyla alınıp verilen telefon numaraları sonucunda gece beni aradı. Buluşalım mı?
Saat 22:30 civarı Özge ve ben buluştuk. Top sahasının önünde her zaman ki gibi içmeye başladık. Ve o yanımıza geldi. Sıkıntıdan Özge ile baygınlık geçirmek üzereydik. Sonunda araya girip 'bak Emre ben bi oyun biliyorum. Herkes sırayla Ben Hiç ile başlayan bir olumsuz cümle kuruyor. eğer bu cümledekini yaptıysan içiyorsun. örnek olarak ben hiç osurmadım. osurduysan içersin. anladın?' anlamadı.... Ve 1 saat daha anlamamak için direndi. sonunda vazgeçip Doğruluk/cesaret oyununu oynadık ve inanın bana bu öpüşmek için değildi. Şişenin ucu bana geldi ve soran emreydi. Tabi ki doğruluk dedim. Benimle çıkar mısın? dedi. oğlum cesaret demedim ki...... 'peki ozaman benimle çıkar mıydın?' Aslaaaaaaaaaaaaaaa.......
oyun sırasında gördüğüm tek şey Özge'nin yarılan sıfatıydı. Özge çevirdi ucu Emreye geldi. cesaret dedi. Özge 'koş şu kayığın içinde fiki fiki diye bağır' dedi. Mal koşup atladı tekneye ve teknenin tahtası kırıldı düştü! bir süre görünmedi. ahahahaha diye yarılırken 'Ben iyim beni merak etmeyin' diye bağırdı. Özge ile gözgöze geldik.(ziv ziv) Akabinde 'Fikiiiiiiiiiii fikiiiiiiiiiiiii' diye höykürmeye başladı. Allahım gözümden yaş geldi resmen. Karşı siteden bir amca çıkıp 'Noluyo len! ne böğrüyorsun kuyruğuna basılmış dana gibi. Gece gece azdın mı?' gibisinden bağırmaya başladı. Artık gülmelerimiz içimizde patlıyordu ve gözlerimizden kova kova su akıyordu. koşa koşa geri geldi. Gözlerinde Haksız bir başarı parıltısı vardı ve açıkça takdir bekliyordu. Sonunda Özge dayanamadı ve 'Emre sen bir karşı kıyıya yüzüp gelsene' dedi. Bu açıkça olmasada sktr git demekti. Ama Emre bunuda anlamadı ve 'tamam ben giderim Elif sende arkamda gözlerin yaşlı bana mendil sallarsın' dedi. O gece olaysız dağıldık. Daha doğrusu olaysız ordan sıvıştık. Bir daha da onu görmedim. Allahtan!

adeta bir teyze gibi

şu blog işine girmeye çalışmam beni hayattan soğuttu diyebilirim.... 2 tane blog yazdım laptop elime geçti diye sevinirken birde baktım ki yazdıklarım yok... teknoloji karşısında boyun eğiyor ve zaten hiç yerim olmayan bu dünyadan çekiliyorum... şaka şaka :D 3-5 tane hesap açmışım sanırsam... azimliyim gerekirse hepsine yazarım... şimdilik çavv