yer Şarköy yıl kaç hatırlamıyorum bile. Havanın 40 dereceye vurup enseden süzülen ince terlerin kekremsi kokusunun ortalıkta baş döndüren bir tesirde bulunduğu bir dönem. O gün her zaman ki yerlerimizi çoktan almıştık. Erkan Motel'in önündeki alçak duvara tünemiş allaha emanet ayakta duran çeyrek insan kalınlığındaki ağacın gölgesine sığınmıştık. Tayfa ufak ufak toplanıyordu. Özge hava durumu dikkate alınırsa yeterince uzak bir yerden geliyordu. Ben ise 2 dk da damlamıştım. Zaten insanın beklediği biri olunca herkesten önce gidip önde flama sallıyor. Beklenen insan gelmese de yan sanayileri ufak ufak dökülmeye başlamıştı.
Geçen saatler sonunda ortam yaklaşık 7-8 kişi olmuş tükenen oksijenden insanda mecal kalmamaya başlamıştı. Velev ki en çok denize girmeye karşı olan Senet bile herkesten önce kıçını kaldırıp denize doğru koşmuştu. Bunu gören biz arkasından törenle atlamıştık. Şu anda adam denize giriyor diye neyin töreni bu diye düşünebilirsiniz. Ben düşünürdüm şahsen. Senet aslında yüzme bilmeyen, suyun üstünde kulaç atıyor görüntünün altında isanın çilesi yatan biriydi. Yüzemediği için suda aslında yürüyordu. Ergen kafamızla öksürmeyi bile komik bulan bizler için kaçırılmaz bir fırsattı bu.
Lakin benim için saadet uzun sürmedi. Denize koşarcasına koşan arkadaşlarımın aksine ben dalıp alttan yol almayı hedefliyordum. Nefesim tükenip sudan çıktığımda her zaman ki gibi Özge ile göz göze geldim. Ama bu seferki farklıydı. Özgenin gözlerindeki anlam herzamanki gibi değildi. Ne olduğunu anlamayan ben etrafıma göz gezdirdim. Nefesimi tutamayıp sudan çıktığım noktada suyun etkisiyle binlerce parçaya ayrılmış bir 'bok' vardı. Aklımı yitirdiğim o anlarda evime dezenfekte olma amacıyla depar attım. Fakat bu benim hissettiğim ve Özgenin de gördüğü üzere denizin bir karış üstünde oldu. Siz siz olun marmarada gözünüzün görmediği yere kadar dalmayın....
Geçen saatler sonunda ortam yaklaşık 7-8 kişi olmuş tükenen oksijenden insanda mecal kalmamaya başlamıştı. Velev ki en çok denize girmeye karşı olan Senet bile herkesten önce kıçını kaldırıp denize doğru koşmuştu. Bunu gören biz arkasından törenle atlamıştık. Şu anda adam denize giriyor diye neyin töreni bu diye düşünebilirsiniz. Ben düşünürdüm şahsen. Senet aslında yüzme bilmeyen, suyun üstünde kulaç atıyor görüntünün altında isanın çilesi yatan biriydi. Yüzemediği için suda aslında yürüyordu. Ergen kafamızla öksürmeyi bile komik bulan bizler için kaçırılmaz bir fırsattı bu.
Lakin benim için saadet uzun sürmedi. Denize koşarcasına koşan arkadaşlarımın aksine ben dalıp alttan yol almayı hedefliyordum. Nefesim tükenip sudan çıktığımda her zaman ki gibi Özge ile göz göze geldim. Ama bu seferki farklıydı. Özgenin gözlerindeki anlam herzamanki gibi değildi. Ne olduğunu anlamayan ben etrafıma göz gezdirdim. Nefesimi tutamayıp sudan çıktığım noktada suyun etkisiyle binlerce parçaya ayrılmış bir 'bok' vardı. Aklımı yitirdiğim o anlarda evime dezenfekte olma amacıyla depar attım. Fakat bu benim hissettiğim ve Özgenin de gördüğü üzere denizin bir karış üstünde oldu. Siz siz olun marmarada gözünüzün görmediği yere kadar dalmayın....