yer: namık kemal dinlenme tesisleri. herşey özge ile kutsal mekan Şarköy'e doğru yola çıkmamızla başladı. Şarköy seyahattan aldığımız biletle mütevazi yolumuza koyulduk. koltuktaki ekranlarımızda izlemeye değecek filmler aramaya koyulduk. her filmden 5 er 10 ar dk izledikten sonra baydık. Tam bu sırada işte beklediğimiz tam anlamıyla gerçekleşemesede (kobras dinlenme tesislerini istemiştik) mola yerine vardık. Özge 'abi ben siğdirmeye gidiyorum' dedi. Bende sigara içmek için rastgele bir masaya oturdum. Lakin çakmağım yoktu. Yanımdan geçen yine rastgele bir garsondan çakmak istedim. Adam bi diz çökmediği kalmış şekilde iki eliyle tuttuğu çakmağı evlenme teklifi ederken tutulan tek taş yüzük gibi takdim etti bana. Napıcağımı şaşırdım ama el mahkum aldım çakmağı. Özge geldi karşıma oturdu ve birer çay söyledik. Telefonumdan Check in yapmaya çalışırken bana çakmak takdim eden zad yanımıza geldi. 'o telefon you tube a giriyor mu?' diye sordu. Biraz da başımdan savmak için internete girdiğini ama you tube un açılmadığını söyledim ancak hiç söylememişim gibi ' yaz ozaman Nezir.. ' dedi. Anam dur google ı açayım dedim ve tekrardan bana 'Nezir...' dedi. Abi dedim dur bi açılsın sayfa Özge'de durumu hemen çakozlayıp 'sizin isminiz mi? Şarkı mı söylüyorsunuz' dedi. Haksız bir gururla gözleri kapalı bir şekilde başını salladı ve dediki 'yaz Nezir...' yazdım ancak sonuç olarak did you mean elizabeth kıvamında bişey çıktı. Özge ile küçük bir kıkırdamadan sonra youtube a girmeye karar verdim. Ve yazdım Nezir... 'Yenises' dedi. 'yaz ayrılamam'. İç burkan bir intro girdi şarkıdan önce. Başımı sessizce öne eğdim, içmek için ağzıma götürdüğüm çay bardağını ısırmaya başladım çaresizce. Özgeye bakamıyordum. Küçücük bir bakış bile gözlerimin yanlarında birikmiş yaşların seller gibi akıp derya deniz olmasına, ağzımın gülmekten krater gibi yırtılmasına sebep olabilirdi. Cesaretimi topladım Özgeye baktım. Sarsılıyordu. İşte tam o sırada Eyrıleamammmmmm diye şarkıya girdi. nasıl bir kahkaha koptu bilmem ama gülmekten başım döndü, gözümden akan yaşlardan makyajım bozuldu. Nezir Bey ehe ehe diye tebessüm edip uzaklaştı yanımızdan. Abiiiiiiiiii one lannnnn oneeeeeee.... diye kaldık. Daha ilk şoku atlatamadan elinde 4 tane fotoğraf albümüyle geldi yanımıza. Ben çok ünlüyle fotoğraf çekildim bakın diye tek tek göstermeye başladı. Müslüm Gürses'in mezarında çekilmiş fotosu bile vardı. Ama içlerinden biri canebimden vurdu. Küçük İbo. Fotoğrafta K.İbo yu uykusundan yeni kaldırmış ve daha toplamadığı Döşeğinde anında fotoğraf çekilmişti. Gafil avlamış çocukcağızı. Bize zorla çay ısmarladı. Ve başladı konuşmaya 'Müzik sektörü zor. Ama ben bir ev aldım başımı sokacak. Burdada 20 yıldır çalışıyorum ssk primlerim dolmak üzere. Ben hiç evlenmedim. Birini sevdim ama bana vermediler.Evli başka birine verdiler. Evlenmeyi çok isterim' ve sonra özgeye döndü 'bacım sen ne iç yapıyon?' Özge 'ben psikoloğum' dedi. ama Nezir bey anlamadı.'Hemşire gibi bişi mi?' dedi. yok dedi özge psikoloji mezunuyum psikoloğum. nezir bi türlü konduramadı biyere 'doktor mu?' dedi. Özge açıklamaya çalışsa da artık gözünde bir doktordu. Bana döndü 'ya peki sen?' en basit tabiriyle hostesim dedim. 'Hangi arabada' dedi. Yaşanan o bir saniyelik sessizlikte İstanbuldan Şarköy istikametine giden Şarköy turizm yolcuları kalmasın anonsu duyuldu. Çantamı almak için eğildim. Kalktığımda ise Özgenin benim masadaki varımı yoğumu bile kucaklamış can haliyle 'abi topukla' dediğini duydum. Arkamıza bile bakmadan kaçtık. Birsüre sessizlik yaşandı.Ben bozdum sessizliği 'abi bunu eceme anlatmalıyız'........ şimdi tekrar düşünüyorumda tam 3 otobüs vardı ve her otobüste aşağı yukarı 50 yolcu. Ana baba günü olan o mekanda neden kurban bizdik? onca insan arasında neden bizi şeçti? Bu hayatımızın sonuna kadar gizemini koruyacak belkide ama Nezir Yenises i asla unutturmayacak.